Pandemi ve ekonomi yönetiminin faiz karşıtı politikalarla patlayan borsa yeniden düşüşe geçti: ‘Artık zarlar da hileli’

“2002’den bu yana attığımız adımlarla borsamızı gazino kapitalizminin cenderesinden kurtardık.” 

Borsa İstanbul’un 150’inci kuruluş yıldönümü nedeniyle söylenen bu sözler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ait. AKP tarafından Osmanlı döneminde yabancıların hâkim olduğu Galata Borsası’nın Dersaadet Tahvilat Borsası unvanını almasına tarihlense de borsanın modern anlamda hayatımıza girmesi 1986 yılına dayanıyor. Yani 38 yıl önceye…

Yatırımcının tasarrufunu değerlendireceği finans piyasası araçlarından biri olan borsa, 19 hissenin işlem gördüğü İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) adıyla başlıyor faaliyetine…

Bir yandan milyonların eve kapandığı pandemi dönemi diğer yandan AKP iktidarının faiz alerjisi sayesinde yıllardır söylenen “tabana yayılma” hayali gerçek oluyor. 

18 YILDA YÜZDE 850 ARTIŞ

İMKB’nin 2005 yılında 900 bin 757 olan yatırımcı sayısı aradan geçen 18 yılda yüzde 850 artışla 8 milyon 560 bin kişiye ulaşmış durumda. Tek adam rejiminin başladığı 2018’de yüzde 63 olan yabancı payı, bugün yüzde 38’e gerilemiş durumda. Yerli yatırımcının payı ise aynı dönemde 36’dan, yüzde 62’ye çıktı. Aralarında lise öğrencilerinin bile olduğu 20-24 yaş aralığındaki gençlerde bu sayı 75 binden yüzde bin 321 artışla 1 milyon 68 bine çıktı. Yatırımcı sayısındaki patlama halka açılan şirket sayılarında da yaşanıyor. Borsaya ev kadınlarından öğrencilere üç yılda 7 milyon yatırımcının akın etmesiyle yaşanan bu yoğun ilgi döneminin tabii ki bir nedeni var. 2021 yılında Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin “heterodoks” politikaları… 

2021 yılında akıl almaz faiz indirimleri ile başlayan yüksek enflasyonist süreçte elindeki tasarrufun erimesini önlemeye çalışan vatandaşa bir alternatif oluyor borsa. 

İktidarın yatırımcıyı borsaya yönlendiren destek açıklamaları ile 8 bin 500’e çıkarak tarihi seviyesine ulaşan BİST100 endeksi, gerçek bir sermaye piyasası aracı olmaktan çok bir “kumarhane” görüntüsünü yansıtıyor. “Borsada oynamak” cümlesinin son iki yıldır otobüste, kuaförde, apartman toplantısında, bayram ziyaretlerinin en önemli sohbet konusu olması bunun en güzel kanıtı. 

‘ORTODOKS’A DÖNÜŞ

Ancak ekonomide deniz bitince göreve gelen yeni Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “ortodoks” politikalarıyla işler değişiyor. 2023’ün son günleri borsada “bu parlak dönemin” devam etmeyeceği tartışmalarını başlatıyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olur verdiği faiz artışları ile bir ayda 7 bin 500’e kadar gerileyen endeks özellikle küçük yatırımcının kâbusu haline dönüşüyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, kumarhane kapitalizminden kurtardığı açıklamasına en güzel yanıtı ise ekonomist Ali Ağaoğlu veriyor: “Eğer borsa daha önce bir kumarhane anlamında bir ‘gazino’ idiyse, şunu söyleyeyim; en azından eskiden zarlar hileli değildi, tombala çift torba değildi. Şimdi durum daha kötü.”

Bugün Türkiye’de yeniden uzaklaşmaya başlayan ve sayıları 1 milyonu bulan yerli yatırımcı, yeni politikalara rağmen nazlanarak gelen yabancı yatırımcı nedeniyle borsanın kapitalizmin önemli sermaye araçlarından biri olarak yerini alması hâlâ uzak görünüyor!

YANLIŞ POLİTİKALARDAN RESMİ DAVETE

Sermaye Piyasaları Kurumu (SPK) uzman denetçisi Metin Yüksel’e göre yatırımcının parasını değerlendirme, şirketlerin kurumsallaşma ve kaynak edinme aracı olan borsa son üç yılda devletin ekonomi politikasının bir ayağı haline geldi.

Ekonomide irrasyonel politikalar nedeniyle yatırımcının devlet eliyle borsaya davet edildiğini belirten Yüksel, şu yorumları yapıyor:

  • Borsa İstanbul böylece adına önce “Çin benzeri Türk modeli” sonra “Nas modeli” adı verilen irrasyonel ekonomi modellerinin bir ayağı oldu. 
  • 2021 yılı sonlarında ortaya çıkan düşük faiz, büyüme politikası sürecinde borsa “modele“ dahil edildi. Kur ataklarının önlenmesi amacı ile teşvik edildi ve adres gösterildi.
  • Böylelikle ‘’endeks mühendisliği’’ piyasa oyuncularının ‘’getiri cazibesi’’ yaratma amaçlı bir politikası haline geldi, şirketler finansman amacı ile halka açılma kuyruğuna girdiler. 
  • Şimdi ise Mehmet Şimşek dönemi başladı. Yeni dönem küçük yatırımcılar açısından özellikle ‘’halka arz kuyrukçusu’’ olma, ’’berber, yakın arkadaştan tüyo vs.” dönemlerinin bitişine işaret etmektedir.

PARASI ERİYEN YURTTAŞ ÇARESİZ KALDI

  • Bu gelişme maalesef çeşitli hisse senetlerinde spekülatif hareketlerin ortaya çıkmasına ve denetim ve kontrollerin de eksikliği nedeniyle sonuçta birçok yatırımcının mağdur olmasına yol açtı. Açmaya da devam ediyor.
  • Sayısal boyutların büyüklüğünün yanı sıra bozulan toplumsal değerlerin de bugün yaşananlarla 90’lardaki borsa akınını farklılaştırdı. Kısa yoldan zengin olma hırsı arttı. 
  • İnsanlar ya zaman zaman hiçbir mantıksal açıklaması olmayan astronomik artışlardan etkilenerek hisse senedi piyasalarına ya da son zamanlarda artan yasal veya yasadışı şans ve talih oyunlarına yönleniyor.

‘AYAKLI BORSA’DAN İSTİNYE’YE 38 YIL 

Borsa genel tanımıyla hisse senedi, tahvil gibi sermaye piyasası ürünleri ile yatırımcıyı buluşturan güvenilir bir pazar.

Karaköy’de küçük bir binanın önünde kurulan masalarda “ayaklı borsa” unvanıyla başlıyor işlemler. 

1986’da gerçek anlamda borsaya ilk adım atılıyor. İstinye’de inşaa edilen İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ise 1995’de faaliyete geçiyor.

Borsanın uluslararası kabul görmesi 1989’da yabancı yatırımcılara yönelik alınan kararlarla. 1993’te uluslararası kurumlara üye olarak yatırım yapılabilir borsa olarak tanınıyor.

AKP döneminde şirketleşerek Borsa İstanbul adını alan borsanın hisse senedi dışında temel görevleri şöyle: 

  • Devlet tahvili, özel sektör tahvili ve bono gibi borçlanma araçları da işlem görür.

HİSSEDE KALMA SÜRESİ 18 GÜN

Borsa Uzmanı İris Cibre, dünya ile Türkiye borsası arasında önemli bir yaklaşım farkı olduğunu söylüyor. “Gelişmiş ülkelerde yatırımcılar borsalara ticaret değil emeklilik birikimi gözü ile bakıyor” diyen Cibre’nin görüşleri şöyle:

  • Oradaki yatırımcı datalara çok daha duyarlı ve hem makro hem de mikro analizlere duyarlı hareket ederler. Sadece borsa değil, borsanın dayanak varlığı olduğu vadeli ve opsiyon piyasaları da fazlasıyla likit. 
  • Bizim tarafa döndüğümüzde, yatırımcıların hissede kalma ortalama süresi 18 gün. Şaka değil, daha 1 ay önce borsada işlem yapmaya başlayan yatırımcı, aldığı hisseyi en fazla 18 gün tutup satıyor.
  • Dolayısıyla, burada gördüğümüz mantık daha çok al-sat yaparak hızla para kazanma ihtiyacı. Sosyal medyanın bu duruma da etkisi büyük. Finansal okur yazarlığın düşük seviyede olması da bu akıma destek oluyor. 
  • Tüm bunların yanında, piyasamız likit değil. Yabancı yatırımcı oranı çok düşük.  Piyasadaki tüm portföylerin yüzde 95’ine, tüm yatırımcıların yüzde 3’ü sahip. Bu da az sayıda kişinin piyasayı yönlendirebilmesine imkan sağlıyor.
  • Son üç senede yatırımcı sayısı 8 kat artmış olsa da yatırım miktarları çok düşük. Bu da likiditenin az sayıda büyük yatırımcının arzusuna bağlı kalmasına neden oluyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir